Neden Hasta Oluruz?
Günümüzde çevre kirliliği ile besinlerimizin, havanın ve su kaynaklarının zehirliliği tüm dünyanın en önemli sorunu ve kaygısı haline geldi, fakat bu problemleri düzeltmek için ne yazık ki hiçbir şey yapılamadı. Dünyanın nüfusu arttıkça, dünya üzerindeki yaşamın kirliliği de her geçen gün artmakta ve yayılmaktadır.
Bizimle İletişime Geçin
Carvacrol ve ürünleri hakkında detaylı bilgi almak ve bizimle birebir görüşmek isterseniz randevu formumuzu doldurmanız yeterlidir. Kısa bir süre sonra destek birimimiz sizinle iletişime geçerek randevu tarihinizi onaylayacaktır.
Yaşam ortamlarımızdaki bozulma, insan sağlığının kalitesindeki azalmayı beraberinde getirdi.
Virüsler, Kanser, AIDS, kalp hastalıkları, karaciğer enfeksiyonları, solunum rahatsızlıkları, sinirsel bozukluklar ve birçok diğer hastalık, toplumun tüm kesimlerinde yaşamları olumsuz etkileyerek, dünya geneline yayıldı. Tıp çok gelişmiş ameliyat ve ilaç imkanlarına rağmen, insanlığı bu saldırıdan koruyamadı. Bu hastalıkların durmak bilmez saldırısından ve bozulmadan korumak yerine, ilaçlar ve ameliyatlar ile semptomları kontrol altına almaya çalışıyor ve çoğu zaman bu tedaviler de sonrasında daha kötü semptomlara yol açabiliyor. Modern tıbbın ve birçok hastanın anlayamadığı ise, çevre kirliliği ile iç vücut kirliliği doğrudan bağlantılıdır.
Basitçe: Doğaya atılan her türlü zehir, aynı şekilde insanın vücuduna sızar. Havanın, yiyeceklerin ve suyun dış kirliliği ne yazık ki kanın, dokuların ve hücresel sıvıların kirlenmesine sebep olur, bozulma ve hastalıklar için gerekli ortamı sağlar. Hiçbir ilaç veya cerrahi müdahale bunu düzeltemez, çünkü sebep mikroplar, genler veya doğuştan gelen kusurlar değildir. Sebep, insan vücudunda kan zehirlenmesi olarak bilinen kan ve doku kirliliğidir. Kronik bir hastalığı veya bozuk sağlık koşullarını iyileştirmenin tek gerçek yolu, vücudu toksinlerden arındırmak ve direnci, bağışıklığı azaltan, kanı ve dokuları kirleterek mikropları çeken esas kirliliği yok etmektir.
Bu da, insan vücudunun arındırılması, toksinlerin hayati organlara yaptığı hasarın tamir edilmesi ve temel hayati fonksiyonların dengesinin tekrar sağlanması anlamına gelir. Vücuttaki zehir kan ve dokulardan atıldığı zaman bağışıklık sistemi güçlenir, mikroplar saldırıya geçemezler, bozulma kontrol altına alınır ve vücudun doğal iyileşme mekanizması hasarı giderip, tüm sistemi optimum sağlık konumuna geri döndürür. Çevre kirliliği söz konusu olmasa bile, insan vücudu sindirim ve metabolizmanın doğal yan ürünleri olarak iç toksinler üretir. Glikoz ve oksijen, enerji üretmek üzere hücrelerde yakıldıkları zaman, asitli atıklar ve karbondioksit gibi diğer zehirli yan ürünler açığa çıkar. Örneğin, laktik asit kas çalışması sonucunda ortaya çıkan toksik bir atıktır. Zarar gören hücrelerin yerini almak üzere yeni hücreler oluştuğunda, eski hücreler enzimler tarafından parçalanıp eritilirler ve bu hücresel yıkım, vücuttan atılması gereken zehirli bir atığa dönüşür. Sağlıklı ve dengeli bir vücutta metabolizmaya ait bu çöp, boşaltım organları tarafından sistemden otomatik olarak atılır.
Normal sağlıklı bir vücut kendi ürettiği toksik atıkları hızla dışarıya atarak kendini doğal yoldan arındırır. Vücudun doğal arınma ve temizlenme fonksiyonlarının çalışmaması veya toksinlerin aşırı birikmesi durumunda kanser, kan zehirlenmesi oluşur ve hastalıklar için gerekli ortam sağlanır. Metabolizmadaki toksinlerin birikmesi hastalıkların en büyük sebebidir; bu tür hastalıklardan kurtulmak için yapılması gereken ilk şey kan zehirlenmesinden kurtulmaktır, çünkü hastalığın sebebi kanın bu durumudur.
Beslenme ve Alışkanlıkların Önemi Nedir?
Yiyeceklerdeki, havadaki ve sudaki doğal olmayan çevresel toksinlere aşırı şekilde maruz kalmak yüzünden oluşan, metabolizmanın doğal seviyenin çok üstünde toksik yüklenmesi; diğeri ise, sağlıksız kişisel alışkanlıklar, aşırı yorgunluk, stres ve hiperaktif modern yaşam stilleri yüzünden zayıflayan sinir sistemi sebebiyle işlemeyen normal atılım sürecidir. Birçok durumda kan zehirlenmesinin sebebi değişik faktörlerin bileşkesidir. Gelişigüzel yemek yeme alışkanlığı, kimyasal olarak kirlenmiş su ve yiyecekler, sigara ve içki, hızlı ve yoğun bir yaşam temposu, aşırı stres ve yetersiz dinlenme ve diğerleri. Ancak sebepler ne olursa olsun, sonuç hep aynıdır. Vücut kirlenmesi durumu ve kan zehirlenmesi, her türlü hastalığın ve bozulmanın temel sebebidir. Her yoğun arınma sürecinin ardından, yeniden kirlenme sürecinin daha yavaş ve bir öncekinden daha az şiddetli olması için günlük yaşamınızda bazı temizlik önlemleri alabilirsiniz. Bu, bazı yemek alışkanlıklarınızı değiştirmeyi, yaşam tarzınızdaki çeşitli detayların yeniden organize edilmesini ve “yediklerimizden oluşuruz” deyimini akıldan çıkarmayarak, vücudunuzun işleyişini kontrol edebilmek amacıyla birkaç temel kuralın öğrenilmesini kapsar.
Yorgunluk Neden Olur?
Otonom Sinir Sistemi fiziksel güç harcamak gerektiğinde, zorlu bir iş yaptığımızda, heyecanlandığımızda, duyumsal bir uyarı aldığımızda, duygusal bir karmaşa karşısında ve herhangi bir yoğun aktivite sırasında tetiklenen bu sistemdir. Vücudun tüm sinirsel enerji stoku dış şartlara verilen aktif tepkiler, duygusal reaksiyonlar ve duyumsal uyarılar için kullanılır ve bu fonksiyonlar sinirsel enerjiyi üretilebildiklerinden çok daha hızlı tüketirler. Böylesi bir aktif nörolojik boşalmanın sonucunda, sinirsel bitkinlik veya düşkünlük durumu ortaya çıkar ve bu, günümüzde birçok insan için günlük yaşamda kronik hale gelmiştir. Sinir sisteminin diğer kolu ise, bağışıklık sistemimizi yöneten, otomatik detoksu ve kendi kendini temizleme tepkilerini kontrol eden ve boşaltım fonksiyonlarını düzenleyen parasempatik devredir.
Hastalıkların Genel Sebebi Nedir?
Günümüzde, hemen hemen herkes kendini, iyileştirici ve yenileyici parasempatik konumda çok az zaman harcayacak şekilde, otonom sinir sisteminin hiperaktif, yıpratıcı, aşırı kirli sempatik devresinde kısılıp kalmış hissetmektedir. Çok çalışmak, sınırları zorlamak anlayışıyla modern yaşam tarzı uzun dinlenme ve gevşeme sürelerine izin vermemektedir. Aşırı çalışma, yemek içmeye aşırı düşkünlük, duyuların fazla uyarılması ve abartılı duygular üst üste geldiğinde, insanların sinir sisteminin hareket devreleri gündüz ve gece açık durmakta ve bu da, sürekli bir düşkünlük ve toksik yüklenmeye sebep olmaktadır. Bu durum zamanla, çoğu hastalığın ve bozulmanın sebebi olan kronik bir kan kirliliği yaratmaktadır. Bu durumun tek çözümü vücuda ve zihne uzunca bir süre dinlenme ve gevşeme zamanı tanımak, dolayısıyla parasempatik sistemin enerji rezervlerini tekrar oluşturmasına, vücudun kendini doğal olarak temizlemesine ve bağışıklık sistemini normale döndürmesine izin vermektir.
Hastalıklar Nasıl Tedavi Edilir?
Normal sağlıklı bir vücutta kan ve diğer vücut sıvılarının birçoğu, deniz suyuna benzer şekilde hafif alkaliktir ve dokular ile hücreler de oksijenle beslenmiş olmalıdır. Dolayısıyla, alkaliklik ve oksijen, sağlıklı olmanın ve güçlü bir bağışıklık sisteminin şartlarıdır. Bakteriyel, virütik ve mantar kökenli enfeksiyonlar, oksijenle yeterince beslenmiş ve alkalik dokularda gelişemezler ve nerdeyse tüm mikroplar ile toksinler bu ortamda etkisiz hale gelirler. Ancak içsel kirlilik oranı vücudun kendini temizleme kapasitesinin üzerine çıktığında, alkaliklik ve oksijen düzeyleri aniden düşer, kan kirliliği durumu oluşur. Bu durum kendini iki şekilde belli eder: fazla asit (asidoz) ve yetersiz oksijen (hipoksi). Asidoz ve hipoksi, bakterilerin, virüslerin, mantarların ve diğer mikropların vücudu istila edip üremesi için uygun zemindir. Vücudu enfekte eden mikroplar toksik dokular gibi oksijensiz ortamlarda gelişirler. Batı tıbbı, her hastalığın hasta dokuların içinde bulunan, o hastalığa özel mikroplardan kaynaklandığı ve tedavinin, hastalığın semptomları ile ilgili olarak, o mikropların yok edilmesi şeklinde olması gerektiği yaklaşımına takılıp kaldı. Sonuç olarak, modern Batı ilaçları, mikroplara karşı insan vücudunu savaş alanı olarak kullanarak, gittikçe kızışan kimyasal bir savaş kampanyası yürütmektedir. Tamamıyla aynı dış şartlara maruz kalmalarına rağmen, bazı insanlar hastalanırken, diğerlerinin hastalanmaması göz önünde bulundurulduğunda, bu yaklaşım tamamen tutarsızdır. Mikrop kapan insanlarla kapmayanlar arasındaki ayrım, direnç farklarından kaynaklanmaktadır. Amerikalı Doktor Charles Mayo’nun söylediği gibi, “mikroplardan korkuyoruz, çünkü onlarla ilgili bilgisiziz. Mikroplar dışarıdadır, korkmamız gereken, azalan iç direncimizdir”. Tüm mikropların hayatta kalabileceği ve üreyebileceği şartlar çok sınırlıdır. Patojenlerin insan vücudunda varlıklarını sürdürebilmesini sağlayan iki temel durum, asit düzeyi yüksekliği ve yetersiz oksijendir. Pasteur de “Ortam her şeydir,” diyerek mikrop teorisinden vazgeçmiştir.
Modern Tedavi Yaklaşımları Doğru Mudur?
Belirli asidoz ve hipoksi önkoşulları olmadan, tıpkı sineklerin temiz ortamlarda barınamaması gibi mikroplar da insan vücudunun ortamlarında hayatta kalamazlar. Bunun anlamı, kanda mikropların bulunmasının, herhangi bir hastalığın ana sebebi değil, kan kirliliğinin göstergesi olmasıdır. Kan kirliliği, mikroplar için gerekli üreme ortamını yaratır ve dolayısıyla tüm hastalıkların ana sebebini oluşturur. Bu bilgi kanserin anlaşılmasında ve tedavisinde önem kazanmıştır. Dr. Otto Warburg, 1931 yılında istisnasız tüm kanser türlerinin iki temel koşul olan asidoz ve hipoksi ile açıklanabileceğini bularak Nobel Tıp Ödülü’nü almıştır. Mikroplar gibi, kanser hücreleri de gelişmek için, içinde fermantasyon bakterileri kadar hızlı üreyebildikleri asidik ve oksijensiz ortamlara ihtiyaç duymaktadırlar. Bu buluşun da gösterdiği gibi, kanseri tedavi etmenin ve önlemenin en iyi yolu kan ve dokuları alkalik yaparak ve oksijenle besleyerek kanser hücrelerinin gelişebileceği şartları yok etmektir. Ancak modern tıp, Dr. Warburg’un çalışmalarını tamamen göz ardı etmiş ve kanserle mikroplarla savaştığı şekilde mücadele etmeyi tercih etmiştir. Kanserli hücreleri toksik kimyasal ilaçlarla zehirleyerek, radyasyon terapisi ile yakarak ve radikal ameliyatlarla kesip alarak tedavi etmeye çalışmaktadır. Bu geleneksel kanser tedavilerinin hiçbiri kanseri oluşturan sebeplere karşı gerçek bir tedavi sağlayamaz; hatta doku kirliliğini ciddi biçimde artırarak, vücudun kendi doğal temizlenme ve iyileşme tepkilerini dizginleyerek, hastalığın gerçek sebeplerini ağırlaştırırlar. Bundan yüz sene önce, kanserden ölüm oranı binde birin altındaydı. Bugün dünyada her üç kişiden birine, yaşamlarının bir evresinde kanser teşhisi konmakta ve her dört kişiden biri bu sebepten ölmektedir. Modern tıp “kanserle savaşı” kaybedeli çok oldu, ama hala inatla gerçek sebebini göz ardı ediyor ve kanser için kalıtımsal yatkınlıktan bahsediyor. Kanser vakalarının yüzde 5’i hatalı genlerden kaynaklanmaktadır ve eğer bazı doktorların iddia ettiği gibi kanser çoğunlukla kalıtımsal olsaydı, yüz sene önceki vaka sayısı bugünkünden 250 kat daha az olmaz, bugünkü ile aynı olurdu. Genel tıbbi görüş kanser tedavisi ile ilgili olarak hatalı bir yol izledi, fakat bugün modern tıp endüstrisinin en karlı dallarından biri haline geldiği için kimse bunu itiraf etmiyor. Bu sırada, geleneksel tedaviler kanserin kökenini oluşturan kan kirliliğini artırarak hastalar için durumu daha da zorlaştırmaya devam ediyor.
Hastalıklar Nasıl İyileşebilir?
Gerçek şu ki, kanser vakalarının yüzde 80-90’ının temel çevresel faktörlerle ilgisinin izi sürülebilir, stres ve beslenme alışkanlıkları bunun önemli bir bölümünü oluşturur. Dış kaynaklardan alınan toksinler vücutta birikir ve iltihaplanır; bu da, doku ve kan kirliliği yoluyla kanserin var olmak için ihtiyaç duyduğu asidoz ve hipoksi ortamını yaratır. Kanserin çözümü, kanserin ilk başta oluşumuna izin veren, birikerek artan doku kirliliğini temizlemek ve sisteme yiyecek, su, hava, duman, ilaçlar ve diğer dış kaynaklar ile girerek insan vücudunu çöplük haline getiren toksik atıkları engellemektir. Kirlenmeyi tamamen engellemenin günümüzde hiçbir yolu yoktur, ancak bazı basit koruyucu önlemler alarak ve beslenme alışkanlıklarınız ile hayat tarzınızda bir takım temel değişiklikler yaparak riski azaltabilirsiniz; hastalıklara sebep olan zehirlerin vücudunuzda kritik düzeylere ulaşmasını önleyerek, bu zehirleri düzenli olarak temizleyerek, kanser, kalp hastalıkları ve diğer ölümcül hastalıkları engelleyebilirsiniz. Kanser, hayati organlara geri döndürülemez zararlar vermeden önce fark edilirse, genelde kemoterapi, radyasyon veya radikal ameliyatlar gibi yıpratıcı müdahalelere gerek kalmadan, Carvacrol, Amygdalin vb bitkisel gıda takviyeleri, doğru beslenme, çiğ sebze-meyve suları, kanı ve dokuları alkalik yapma, oksijenle besleme ve diğer arınma metotları ile tedavi edilebilir ve iyileştirilebilir. Ancak bir doktor hastasına kanserin kan ve doku temizliği yardımıyla tedavi edilebileceğini söylerse ve o yönde bir tedavi önerirse, büyük ihtimalle aleyhinde dava açılır. Günümüzde, kanserin gerçek sebeplerini tartışmak da, işe yarar tedaviler sağlamak da doktorlar için “politik olarak doğru” değildir, çünkü güçlü ilaç firmalarının karları ve modern tıp endüstrisinin diğer dallarının varlığı, kanserin gerçek sebepleri ve tedavi yöntemleri tarafından tehdit edilmektedir. Bu yüzden, gittikçe kirlenen ve yaşaması zorlaşan bir dünyada sağlığımızı korumak, yaşamımızı uzatmak için etkili koruyucu önlemler almak ve doğruları bulmak için her birimize sorumluluk düşmektedir.
Vücut Kirliliğinizin Sonuçları?
Kanser, doku kirlenmesinin ölümcül ve son aşamasıdır, ancak oluşması uzun zaman alır; kendi kan ve doku kirliliklerinden kaynaklandığını bilmeyen milyonlarca insan için bedeli çok yönlü ve ağırdır. Mikroplardan kaynaklanan enfeksiyonlar için uygun zemin hazırlamasının yanı sıra, kan zehirlenmesi hayati organlara da zarar verir ve bağışıklık sistemini bozarak, kirlilik durumu devam ettikçe kötüleşen birçok dejeneratif hastalığa sebep olur. Aşağıda kan asidozu ile doku kirliliğinden kaynaklanan ve en sık rastlanan semptomların listesi verilmiştir: Mide ekşimesi, Alerjiler, Baş ağrısı, Cerahatli yaralar, Mantar enfeksiyonları, Gastrit, Sedef hastalığı, Sinüzit, Aşırı yorgunluk, Saç dökülmesi, Kötü vücut kokusu, Sık üşütmeler, Enfeksiyonlar, Depresyon, Aşırı mukoza salgısı, Hiperaktivite ve anksiyete, tüm kanser türleri kötü beslenme ve zararlı alışkanlıklar gibi ikincil sebepler etkili olsalar da, ana sebep her zaman aynıdır: vücut kirliliği, kan zehirlenmesi. İkincil faktörler elimine edilse bile, başlangıçta oluşuma sebep olan içsel kirlilik temizlenmeden ve toksinler sistemden atılmadan rahatsızlıklar ortadan kalkmayacaktır. Kirlenmenin tek çözümü arınmadır. İnsan vücudunun içsel kirlenmesi ve bunun sebep olduğu kronik kan kirliliği söz konusu olduğunda ise, arınmanın anlamı kan dolaşımının ve vücuttaki dokuların düzenli olarak temizlenmesidir. Eğer dağda bir mağarada yaşamıyor, taze meyve yiyip bir pınardan su içmiyorsanız, toksik kalıntıların vücutta birikmesini engellemenin hiçbir yolu yoktur. Biriken toksinlerin düzeyi bağışıklık ve boşaltım sistemlerinizin baş edebileceği limitlerin altında kaldığı sürece sağlık problemi yaşamazsınız, ancak er yada geç, vücudunuzdaki kirlenme bu limitlerin üstüne çıkacaktır. Bu durumda yapılacak en büyük hata, kan zehirlenmesinden kaynaklanan hastalıkların ve zafiyetlerin yarattığı rahatsızlık verici semptomları geçici olarak düzeltmek amacıyla farmasötik ilaçlara ve cerrahi prosedürlere başvurmaktır, çünkü bu yaklaşım kan ve doku kirliliğini artırarak bağışıklık sisteminin tepkisini ve diğer hayati fonksiyonları zayıflatacak, durumu daha da kötüleştirecektir.
Nasıl Sağlıklı Olabilirsiniz?
Kan zehirlenmesi ile baş etmenin tek etkili yöntemi, düzenli bir temizlenme programı ve bitkisel gıda takviyeleri ile “yaşamınızı temizlemek” ve rasyonel bir arınma yaklaşımı oluşturmaktır. Bunun anlamı, toksik kalıntı biriken kan ve dokuların düzenli olarak temizlenmesi ve ardından doku kirliliği ve asidoza katkıda bulunan kişisel yaşam alışkanlıklarımızın değiştirilmesidir. Herhangi bir detoks programının etkili olabilmesi için en az 1 ay program takibine ihtiyaç vardır. İdeali 4 aydır, çünkü iç organların ve kan dolaşımının temizlenebilmesi için 3 ay yoğun bir dinlenme ve temiz yaşama sürecine ihtiyaç vardır. Etkili bir temizlenmenin ve vücut tamiratının, ancak zihin dinlenirken ve sinir sisteminin parasempatik devreleri iyileştirme konumundayken gerçekleşebileceğini unutmayın. Günlük hayatın telaşı içinde kısılıp kalmışken, sadece doğru yiyecekleri ve gıda takviyeleri tüketerek bunu gerçekleştirmek mümkün değildir. Bu sebeple, kendinizi günlük hayattan bir süre geri çekmediğiniz ve bu yöntemi hakkını vererek uygulamak için zaman ayırmadığınız sürece arınmanın hiçbir anlamı yoktur.
Daha Sağlıklı ve Mutlu Yaşamak İster Misiniz?
Vücut temizlenmenin, kan ve dokuları toksik kalıntılardan temizlemenin yanı sıra, sağlık ve uzun yaşam açısından ileriye dönük başka faydaları da vardır. Bu faydalardan biri de, tüm boşaltım sistemini temizlemesi ve canlandırmasıdır, tıkalı bağırsakları ve dolmuş akciğerleri açmak, kirli lenfleri ve bozulmuş cildi temizlemek, kirli böbrekleri ve mesaneyi yıkamak şeklinde özetlenebilir. Vücudunuz ne kadar toksik olursa, boşaltım organlarınız o oranda etkisiz çalışır ve eğer aşırı kan zehirlenmesi çok uzun süre devam ederse, boşaltım organlarınızda ciddi organik hasar meydana gelebilir. Düzenli temizlenmenin diğer bir faydası ise, kanın ve hücresel sıvıların yeterli oranda alkalikliğine ve barındırdığı oksijen miktarına bağlı olan maksimum bağışıklık ve direnci de yenilemesidir. Bakteri ve mikroplar yeterince alkalik ve oksijenli vücutlarda barınamazlar. Günümüzde yaşam ortamlarımızı kirleten zararlı kimyasallar ve mikroplar düşünüldüğünde, hasta olmayı beklemeden bitkisel gıda takviyelerini kullanmalı, vücudumuzu temizlemeliyiz, kesinlikle harcanan zamana ve çabaya değer. Temel kan zehirlenmesi problemi ve temizleme çözümü aşağıdaki şematik olarak özetlenmiştir.
Çözüm Nedir?
Stres (çevre kirliliği; günlük hayat) + Gerginlik (Fiziksel/ zihinsel/ duygusal, fazla mesai, bitkinlik, endişe) + Zafiyet (sempatik evrede yoğunluk) = Yetersiz atılım (bağırsaklar, akciğerler, böbrekler, cilt) + Toksik atıkların tutumu
Dinlenme (huzur; temiz yaşam) + Gevşeme + (Fiziksel/ zihinsel/ duygusal, sakinlik, rahatlama, destek) + Yenilenme (parasempatik evrede dinlenme, enerji depolama, hayati fonksiyonları onarma) + doğal gıda takviyeleri (Carvacrol v.b.) + Çabuk ve etkili atılım (bağırsaklar, akciğerler, böbrekler, cilt) = Toksik atıkların atılımı + Kan zehirlenmesinden (asidoz ve hipoksi) arınma (alkalik yapma ve yeterli oksijen) + Akut hastalıklardan korunma, kronik dejeneratif Bağışıklık ve kanser direnç, sağlıklı ve uzun yaşam Günümüzde, sakince dinlenmenin ve hiçbir şey yapmamanın zaman kaybı olarak nitelendirildiği yüksek tempolu ve stresli dünyada, herhangi bir temizlenme programının etkili olması için ön şart olan uzun süreli dinlenme ve gevşeme döneminin önemi iyi vurgulanmalıdır.
Uyku ve zihnin dinlenmesi yeterli miktarda enerji sağlamak için gereklidir. Aktif hayatta çok az insan yeterince dinleniyor. Bu da, sadece zor çalışma temposu ve hızlı hayata ara vermekle değil, aynı zamanda sinir sistemini zayıf düşüren, bağışıklık tepkilerini engelleyen ve toksinlerin vücuttan etkili bir biçimde atılımını durduran endişe, öfke, stres ve tüm diğer duygusal heyecanlara ve duyumsal uyarılara da dur demekle sağlanabilir. Eğer evinizde yeterli huzur ve sakinliği bulamıyorsanız veya kendi temizlenme programınızı uygulayabilecek kadar disiplinli değilseniz, en iyi çözüm profesyonellerden destek almak için randevu almanız olacaktır.